Posts

Çözüm

İyi giyimli adam, kendisini ağırlayanların gösterdiği koltuğa doğru ilerledi. Orta boyluydu ve saçlarının grisi beyaza daha yakındı. Odadaki beş kişinin ne kadar önemli insanlar olduğunu bilse de, öz güveninde eksiklik olduğuna dair herhangi bir işaret vermiyordu. Ağır adımlarla yürüdü ve diğerlerinin oturup oturmadıklarını kontrol etmeksizin koltuğuna kuruldu. İlk konuşan, yeni gelenle aynı anda oturmuş olan genç kadındı; – Hoş geldiniz Bay Wentron. İçecek bir şey alır mıydınız? – Teşekkür ederim. Bir an önce sizleri dinlemeyi tercih ederim. Biliyorsunuz, hükümetimiz çok uzun zamandır çözümünüzü duymak için bekliyor. – Ödemenin yarısını peşin almadan açıklama yapamayacağımızı iletmiştik efendim. G5’in sadece iki ülkesinde var olan bir teknolojiye sahip olacağınızı göz önünde bulundurursak, prensiplerimizin kabul edilebilir olduğu konusunda mutabık kalacağımızı düşünüyorum. Korti Wentron, diğer ülkelerle ilgisi sorusunu kendine sakladı. Beş gelişmiş ülke dışındakilerin...

Karavan

Sınırsız Dünyalar karavan mağazasının satış temsilcisi, az sonra kendisini ziyaret edecek olan müşterisinin geçmiş seyahatlerini gözden geçiriyordu; “Ortadoğu, Ant Dağları, Yunanistan, Çin, Hindistan; gitmediği yer kalmamış.” Gerçekten de amatör gezgin, dünyanın birçok bölgesinde bulunmuştu. Seyahat ettiği yerlerin tamamı, tarihi önemi olan eski yerleşimlerdi. Ne var ki ziyaretleri çok kısa süreliydi; onlarca durağı olan dünya turunu üç hafta içerisinde tamamlamıştı. “Bu da onlardanmış demek ki” diye düşündü satış temsilcisi; “dünyayı gezdiğini herkese anlatmaktan başka bir amacı yok.” Müşterisinin harcama bilgilerini görüntülemek üzereyken kapının çalındığını fark etti. Gözleri bileğindeki saate kaydı; zaman gelmişti. Ayağa kalkarak karşılama için hazırlandı; – Hoş geldiniz Bay Netroy. – Merhaba. – Buyurmaz mısınız? Müşterisinin oturmasını takiben, kendisi de koltuğundaki yerini aldı. Gartrim Netroy, her zamanki gibi ruh hali hakkında bir ipucu vermiyordu. Genç satış...

Birlik

İnfazın geciktirilmesinin hiçbir yararı olmayacağı gibi, hem Kumona hem de fail için işler daha da içinden çıkılmaz bir hale gelebilirdi. Bu nedenle suçun tespiti, yargılamanın yapılarak kararın alınması ve cezanın uygulanması, birbirini takip eden kesintisiz bir akışın parçaları olarak kurgulanmıştı. Orna’nın aldığı ceza, en büyük suçun karşılığıydı ve infaz herhangi bir tereddüt olmadan onaylanmıştı. Yaklaşmakta olan ritüel öncesinde gereken yapılacak, Kumona kusursuz işleyişine geri dönecekti. Az sonra kendisi için her şeyin biteceğini tahayyül edemeyen Orna, alınan kararlar ile ilgili herhangi bir düşünce içerisinde de değildi. Aksi mümkün olamazdı zaten; Kumona’nın bir parçası olarak devam ettirdiği yaşamı sonlanmamıştı. Ne var ki tüm bağların kurulmasını takiben karar bir kere daha Kumona’da belirdi ve ceza uygulanmaya başladı. Olan bitenin Orna için hala bir şey ifade etmemesine karşın bu zamana kadar parçası olduğu ve dışında kalmanın ne demek olduğunu hayal bile edemediği dü...

İşaret

– Geliyor! Yıkık dökük dükkânının önünde gazete okumakta olan genç adam kafasını kaldırdı. Gerçekten de, kendisi gibi yaşlı olan katırın yularından tutmuş ağır adımlarla ilerlemekte olan ihtiyar görünmüştü. Her üç ayda bir olduğu gibi yine önce postaneye uğrayacak, ardından öteberi almaya gelecekti. Küçük bir kasabada ihtiyaç duyulacak her şeyin satıldığı eski dükkânın sahibi, gazeteyi bırakarak yerinden kalktı. İçeri doğru yürürken yanında dikilen çırağına seslendi; – Neler isteyeceğini biliyorsun. Hazırlayalım da ihtiyar fazla beklemesin. Çırak anladığına dair herhangi bir işaret vermeden depoya doğru yürümeye başladı. Kısa süre sonra üç çuval ve bir tahta sandık dükkânın önüne yığılmış durumdaydı. İhtiyar Maert, postanedeki işini bitirerek çuvalların yanına geldi. Bu defa her zamankinden daha neşeli görünüyordu; – Günaydın Elgro. Bunlar benim mi? -Evet, her zamankiler. Farklı bir şey ister miydin? – Yok, bunlar yeterli. Yaşlı adam çuvallarla hiç ilgilenmeden t...

Olorinla

Çalışma masası ile sandalye, yatak ve küçük bir kütüphaneden oluşan odasında kitap okumakta olan adam, kapının açılmasıyla birlikte kafasını kaldırdı. “Yemek zamanı ne çabuk gelmiş” diye düşündü. Sabah kahvaltısından beri yaklaşık sekiz saat geçmişti. Günün ikinci ve son öğününü getiren görevli, masaya doğru yavaşça ilerledi. Toparlanmaya çalışan adamın açık durumda olan kitapları kaldırmasını sabırla bekledi ve tepsiyi masanın üzerine bıraktı. Haftalardır her sabah ve akşam aynı biçimde devam eden bu ritüel, görevlinin konuşmaya başlamasıyla ilk defa bozuluyordu; – Efendim, yarın kabul görüşmenizin yapılacağını bildirmem istendi. Sabah kahvaltısından sonra, büyük salonda. Oturmakta olan adam uzun süredir beklediği haberi almanın şaşkınlığıyla bir süre durakladı. Bu gelişmeyi daha sonra sindirmeye karar vererek nazikçe teşekkür etti; – Sabırla bekleyeceğim. Görevli odadan çıkarken Raklin Kurl heyecanını gizlemekte zorlanıyordu. Hayallere dalmadan önce sevincini bir süre daha...

Müdahale

“ Bedenlerinin marifetiyle yapamadıklarını, geliştirdikleri aletler yardımıyla gerçekleştirmeyi öğrendiler. Şimdilik barınak hazırlamaya ve yiyecek bulmaya yarayan araçlar yapıyorlar. Ne var ki zaman zaman birbirlerine zarar vermek ve kendilerini ispatlamak için de kullandıklarını gördüm. Birlik olmayı ve ortak amaç için çabalamayı öğreniyorlar. Bu zamana kadar en fazla elli kişilik gruplar tespit edebildim ancak sayıları hızla artıyor. Dahası, topluluklar arası işbirliğine de çok yakınlar.“ Analist Vilfrem Meku, yeni gelen raporun sonuç bölümünü okuduktan sonra durakladı. İncelediği iki analizin de biraz daha dikkati hak ettiğini düşünmeye başlamıştı. Çok eskiden yazılmış ilk raporun son paragrafına tekrar göz gezdirdi; “Enstitünün bu gezegeni denetim altında tutmasında ve yaşamın gelişimini yakından takip etmesinde fayda var. Kendileri için tehdit oluşturmaya başlamaları sonrasında müdahale edilmese de, diğer gezegenlere ulaşma yetkinliğine kavuşmaları durumunda müdahale zaruridir. ...

Kural

Ufak tefek ve çelimsiz adam, bir kulbundan kavrayabildiği eski aküyü oflaya puflaya taşımaya, daha doğrusu sürüklemeye çalışıyordu. “Amma da ağırmış” diye söylendi, “akıllı işi değil!” İsteksizce yer değiştiren akünün yumuşak bahçe toprağında bıraktığı iz, evin kapısından, arka taraftaki döküntülerin toplandığı çardağa kadar uzanıyordu. Srilog Mulke, yıllardır çalıştırılmamış Land Rover Defender’in yanına kadar sürüklediği aküye baktı. “Enerji depolamak eskiden ne zormuş” diye düşünürken gözleri aracın paslı kaportasına kaydı. Artık eskiden yer değiştirmenin ne kadar zor olduğunu düşünüyordu. Dedesi arazide araba kullanmaktan duyduğu mutluluğu her fırsatta söyler, sadece kendisi için ilgi çekici olan hikayeleri tekrar tekrar anlatırdı. Hoplaya zıplaya yolculuk etmenin eğlenceli yanını hiçbir zaman anlayamamış olan Srilog, bu makinaya muhtaç olduğunu hatırlayınca ciddileşti. Motor kaputunu kaldırarak içerisinde akü olması gereken boş yuvaya baktı. Yanında getirdiği uzunca kabloya gitti...