Posts

Showing posts with the label Amatör Hikaye

Yeni Hayat

“Parara’da fazla zaman geçirenlere ek haklar tanınsın.” – Tabi. Sen hiçbir katkı sunma, para verme, sonra ek hak talep et. “Sevmediğim insanların bana ulaşmaları engellensin.” – Çalış, güçlen kendin engelle. Bilmiyor sanki. “Hata yaparsak geri dönme olanağımız olsun” – Senin için tüm tarihi yeniden yazarız, lafı mı olur? Talep değerlendirme bölümünün ilk adımında görevli memur, kendi kendine konuşmayı alışkanlık haline getirmişti. Okuduğu isteklerin neredeyse tamamı yerine getirilemez saçmalıklardı. Çöpe gidecek taleplere kendince mırıldanarak yanıt verince, sahiplerine karşı görevini yapmış olduğunu düşünüyordu. Ücretsiz ve halka açık olan bu ileti kanalında görevini tamamlayıp elit müşteri bölümüne geçeceği günü hayal etti. Oradaki istekler nispeten anlamlıydı ve değerlendirilmek üzere bir üst aşamaya aktarılma ihtimalleri daha yüksekti. Belki biraz daha aklını kullanabilir, yaptığı iş anlamlı gelebilirdi. Gerçi elit müşteri isteklerinin de pek azı tüm aşamaları ge...

Hazırlık

Un, sıvı yağ, peynir, zeytin ve muhtelif öteberi. Arka koltukları yatırılmış Lada Niva’nın bagajındaki yığına tekrar göz gezdirdi. Önemli malzemeler eksiksiz görünüyordu. “Bahçedeki sebze meyve bir süre daha idare eder herhalde” diye geçirdi aklından. Geri kalanları kontrol etmeye de gerek yoktu. “Zaten iki adımlık yol. Gerekirse yine gelirim.” Kapağı kapatarak yıkık dökük bakkal dükkanına doğru yöneldi. Kapıdaki eski moda sinekliği aralayarak içeri girdiğinde yine aynı kokuyla karşılaşmıştı. Gerçekten bu bakkalın mı yoksa çoktan kapanmış olan mahalle bakkalının mı kokusunu aldığını kestiremiyordu. Çocukluk anılarının değişik biçimlerde zihninde beliriverdiğinin farkındaydı. O mutlu zamanlar da, eski mahallesi de çok uzaktaydı. “Önemi yok” diyerek kapattı konuyu, “hissettirdiği duygu yeterli.” Yıllar öncesinin yaşlı ve babacan bakkal amcasından epey farklı görünen dükkan sahibi kafasını kaldırdı. Ellili yaşlarda, düzgün tıraşlı ve iyi giyimliydi. Sattığı malların detaylı listesini ve f...

Makina

“Ne yalan söyleyeyim, şu uzaylılar la temas halindeymiş dedikodularına inanasım geliyor. Normal bir insanın düşünebileceği şeyler değil bunlar.” “İleri teknoloji laboratuvarlarında bile kurgulanmamış kavramları nereden bulup çıkartıyor çok merak ediyorum.” “Nelerden esinleniyor, biz niye göremiyoruz onları?” “Romanları için klasik demek yetersiz kalıyor, yeni bir tanım gerekli.” Kıskançlık ve hayranlık karışımından yapılmış şeffaf balonlar içerisindeki sohbetler, Bay Heldgot’un sahneye çıkışı ile kesiliverdi. Aralarında kalbur üstü yazarların ve tanınmış eleştirmenlerin de olduğu kalabalıktan alkışlar yükseliyordu. Yazdığı her romanda okuyucularını yepyeni dünyalarla tanıştıran Vitsin Heldgot, akıl almaz kurguları ve anlatım tekniği ile bir çokları için dönemin en iyi yazarıydı. Büyük edebiyat ödülü Marreavi’yi bir kere daha almak için bulunduğu sahnede, her zamanki gibi mütevazi görünüyordu. Benzerleri için evinde bir oda ayırmak durumunda kaldığı ödül plaketini kürsüye koydu ve çıt...

Temas

Başkan Ulka-Lorty, son oturumu büyük savaş öncesi gerçekleşmiş olan Karar Meclisi’nin yönetimi konusunda zorlanıyordu. Eski dildeki cümleleri tam olarak anlayamasa da sık sık yazılı yönergelere başvurmak zorunda kalmıştı. Bu hareketinden ötürü yadırganma riskini, hatalı bir yönlendirme sonucu tarihi bir yanlışa imza atmaya tercih ediyordu. Başlardaki gerginliğinin, nihai kararın mutlaka verilmesi gereken üçüncü toplantı öncesinde daha az olduğunu hissediyordu. Ne de olsa katı kurallara tabi hararetli tartışmalar geride kalmıştı. Gelecekte bir çok hayatın akışını değiştirmesi muhtemel kararın doğruluğunu sağlamaktan çok, oturumu kapatarak görevini tamamlamış olmayı istediğini fark etti. Kontrol edemediği düşüncelerinden ötürü kendisini ayıplayarak toparlanmaya çalıştı. “Keşke yurttaşlar bu cismi hiç bulmasıydı” diye geçirdi içinden. Gerçi o zaman da Galaktik Birlik’in devriye sistemi mutlaka fark eder ve henüz tekilleştirilmemiş bir gezegenin daha boyunduruğa girme süreci başlamış olur...

Bürokrat

-Simülasyon beklediğiniz biçimde devam ediyor mu Bay Brount? – Evet evet, ilerliyor. Yanıtın, sahibine bile güven vermediğini anlamak için Bayan Siakle gibi yıllarını öğrencilerle geçirmiş bir Profesör olmaya gerek yoktu. Hocalarının karşısında oturmuş iki doktora öğrencisinden sessiz olanı da yerinde hafifçe kıpırdanarak rahatsızlığını belli etti ama konuşmadı. Grouve Brount olan bitenin farkındaydı. Profesör devam etti; – Arkeyan dönem bitti mi peki? – Neredeyse. Sayaç yaklaşık üç milyar yıl öncesini gösteriyor. – Ve hala oksijenin izine rastlamadın? Genç doktor adayı bu defa kafasını iki yana sallamakla yetindi. Proule Üniversitesindeki üçüncü yılıydı. Dünyanın erken dönemleri ve canlılığın kökeni üzerine hazırlamaya çalıştığı doktora tezi büyük ihtimalle bu yıl da tamamlanmayacaktı. Son beş senesini, Dünya’nın Hadeyan dönemin başlangıcındaki yapısına dair verileri toplamakla geçirmiş ve bulgularını sanal ortama aktarmıştı. Tek gerçek dostu, bir programlama de...

Akademi

Çalışma odasındaki küçük pencereden dışarı baktı. Sıradan bir akşam olmasına rağmen algıladığı her şey yabancı geliyordu. “Etrafta olan bitenin önemi yok” diye düşündü, “dış dünyayı şekillendiren duygularımız aslında.” Üzerinde uzun uzun kafa yorabileceği bir konu yakaladığının farkındaydı. Eskiden olsa sıkılmadan düşünür, zihnindeki farklı görüşleri gerekirse günlerce tartıştırırdı. “Şimdi sırası değil” dedi içindeki ses. “Son kontrolleri yapmalıyız.” İzin verilmeyeceğini düşündüğü bir yolcuğa habersizce çıkmayı planlamıştı. Bu gece Akademi’den ayrılıyordu. Akademi; Dünya’nın göz bebeği. Bilimle uğraşan herkesin hayallerini süsleyen, üyesi olabilme umudunun bile yaşam gücü anlamına geldiği irfan yuvası. Başkentteki üniversitede sıradan bir araştırmacıyken, gelen teklifle dünyası değişmişti. Geride bıraktığı hiçbir şeyi umursamadan apar topar yola çıkmıştı; at sırtında iki ay. Çöllerde, sarp kayalıklarda ya da her türlü tehlikenin kol gezdiği bozkırlarda karşılaştığı engeller, Akademi’...

Kaçakçı

1. Bölüm “Nihayet.” Zihninde beliren düşünce, dudaklarından da mırıltı şeklinde dökülmüştü. Aylar süren çabanın karşılığı, Babil’in dillere destan pazar yerinde kendini gösterivermişti. Kalabalığa rağmen, hedefindeki adamı ayırt etmek zor olmadı. Paçavralar içerisindeydi. Bir şey almaya ya da satmaya çalışmıyordu; bir kolunu kaldırmış, işaret parmağıyla göğü gösteriyor, bu mesafeden anlaşılması imkansız sözler haykırıyordu. İki büklüm hareket etmeye çalışan zavallının etrafında oluşan, keşmekeş ile tezat içindeki boşluk hemen fark ediliyordu. Kendi giysilerine baktı. “Benim de pek farkım yok” diye geçirdi aklından. Düşüncesini yine mırıldanmıştı. Son zamanlarda bunu çok sık tekrar ettiğini düşündü. Uzun süredir yollardaydı. Üstündeki yıpranmış pelerin, zaten uzun boylu olan adamın daha da heybetli görünmesine neden oluyordu. Boyunluğunun renkleri solmuş, çizmelerinin üzerindeki çizikler yer yer yırtıklara dönüşmeye başlamıştı. Umursamamaya karar vererek sakince yürümeye devam etti. Mes...

Ziyaret

Devinim takipçisini kontrol etti. Bulunduğu gezegenin hem kendi ekseni hem de yıldızı etrafında yaptığı harekete göre durum bildiren cihaz, kısa süre sonra karanlığın başlayacağını söylüyordu. Acele etmesi gerektiğini düşündü. Her ne kadar bu devasa akışkan madde kitlesinin yanında yaptığı deneyler bitmek üzereyse de son gece çalışması öncesinde biraz dinlenmek iyi gelecekti. Artık yorulduğunu hissediyordu. Burada bulunduğu süre içerisinde, gezegen yıldızının etrafında bir tur atmıştı. Kendi dünyasının standartlarıyla kıyasladı; yalnız başına geçirmek için epey uzun bir süre. Neyse ki görevi bitmek üzereydi. Bundan sonra incelemesi gereken tek bir gezegen kalıyordu. Ardından eve dönüş. “Dış Dünyaların Takibi” enstitüsünün dördüncü kademe araştırmacısı, kurduğu saha laboratuvarındaki cihazlara göz gezdirdi. Toparlanmak uzun sürmeyecekti. Şimdiye kadar elde ettiği verilerin transferi zaten tamamlanmıştı. Son çalışmanın çıktılarını ve nihai görev değerlendirmesini de gönderince bu gezegen...

Köy Yolu

Image
İşte şeftali bahçeleri. Aracı durdurup nemli gözlerle ağaçları süzdü. Son keskin virajı döndükten sonra sağda onları gördüğünde “zaman geldi” diye geçirirdi içinden. “Macera başlasın!” İlk olarak yolun sağındaki su kanalı üzerinde nehir serüveni. Akıntıyla beraber yol alan meşe palamutlarından birinin üzerinde hayal ederdi kendini. Küçük geminin cesur kaptanı. Rotasının üstündeki kaya tuzaklarına yakalanmamalı, eğimin azaldığı yerlerde oluşan küçük gölcüklerde takılıp kalmamalı ve korsan palamutlardan kaçmayı başarmalıydı. Başarırdı da. Sonra Y anardağdan Kaçış ‘a gelirdi sıra. Patlamış volkanın akan lavlarından kurtulmaya çalışan bir araştırmacı olduğunu hayal ederdi. Bozuk yolda arabanın hoplayıp zıplaması, dağdan hızla aşağıya doğru inen bir araçta olduğunu düşündürürdü. Öyle sıradan bir araç değil ama; paletleri, kolları olan güçlü bir robot. Kendisi kullanırdı. Gerektiğinde zıplar, gerektiğinde uçardı. Yanardağdan kaçış bitince de son oyun başlardı; Uzay Macerası. Yolun iki tarafı...

Dünya Ortaklığı

Image
– Evet sevgili dostum, maalesef öyle. Tüm o uzun yıllar boyunca geliştiklerini düşünmüşler. Oysa yaptıkları tek şey, dürtülerini tatmin etmenin farklı yollarını aramakmış. Ortaya çıkardıkları her yenilik, gerçekleştirmek istedikleri aynı ilkel amaçlara hizmet eden farklı yöntemlermiş sadece. Bu sözlerden sonra arkasını döndü ve yavaşça pencereye doğru yürüdü. Üzerine giydiği sade, beyaz entari, aynı renkteki uzun saçlarının devamı gibi görünüyordu. Yaşını kestirmek güçtü. Yavaş ama akıcı biçimde anlatamaya devam etti; – Bir toprak parçasının sahipliği uğruna yüz binlerce insanın ölümünü ilkellik olarak nitelemişler. Gelgelelim, yeni dünyalara hakim olmak için uzay çalışmalarına yatırdıkları kaynakla, mutsuz olan ve acı çeken milyonlarca insanı kaderlerine terk ettiklerini görememişler. Dünyadaki toprağa sahip olmaya çalışmak barbarlık, evrendeki yeni dünyaları fethetmek uygarlık. Savaşta kutsal dava uğruna ölmek ilkelce, bir ömür boyu başkalarının amaçları için yaşamak modernlik. İnsan...